14 Eylül 2013 Cumartesi

Blog sahibi olmak ve İK Blogları


Blog nedir ne demektir önce onu açıklayarak başlayalım.

Blog; teknik bilgi gerektirmeden kendi istedikleri şeyleri kendi istedikleri şekilde yazan insanların oluşturabildikleri günlüğe benzeyen web siteleridir.(wikipedia)

Bu  siteler ve sayfalar sayesinde insanlar tecrübelerini, bilgilerini ve düşüncelerini karşı tarafa yani okuyuculara aktarma fırsatı bulmaktadır. Blogun tanımında da olduğu gibi eskiden kullanılan günlüğün yerini blog sayfaları almıştır. Tabi bu sayfalarda günlükte yazıldığı gibi özel konular  yer almıyor ancak yine de içinizdekileri yazıya dökebilme şansı buluyorsunuz

İnternetin gelişmesiyle birlikte blog siteleri ve yazarları da çoğaldı. Çeşitli sitelerde kısa süren işlemler sonrasında kendinize ait bir sayfaya sahip olabiliyorsunuz. Bu sitelerin en çok ilgi görenleri blogger ve wordpress’tir.

Peki, blog yazarı olmak ne kazandırır?

1)  Yazdığınız yazıları takip eden kişilerle iletişim kurup yeni kişilerle tanışma fırsatı bulabilirsiniz. Böylece iletişim ağınızı genişletirsiniz.
2)   Eğer işinizle alakalı bir blog yazarıysanız adınızı duyurarak işinizde yükselme veya yeni iş şansı bulabilirsiniz
3)   Yeni mezun adaylar için işe girme aşamasında avantaj sağlar. Sosyal medyayı kullanan adaylar bir adım öne geçecektir.
4)   Sadece yeni adaylar için değil iş arayışında olan deneyimli adaylar içinde faydalı olacaktır
5)   Yazılarınızı hazırlarken yapacağınız araştırmalarda yeni bilgiler elde edeceksiniz. Kendinizi geliştirebilirsiniz.
6)   Sürekli yeni konu arayışında olacaksınız ve karşılaştığınız her bilgiden nasıl bir yazı yazabilirim düşüncesi içerisinde olacaksınız. Bu da size araştırmacı ve üretken bir kişi yapacaktır

Blog sitelerine İnsan Kaynakları açısından bakarsak son yıllarda İK ile alakalı blog yazarlarının ve sayfaların çoğaldığını görmekteyiz. Ve bu bloglar genellikle Y Kuşağı adı verilen genç nesil tarafından yazılmaktadır. Tabiki bu olaya öncülük eden deneyimli İnsan Kaynakları profesyonelleri olmasaydı bu seviyeye ulaşamayabilirdi. Bu profesyoneller arasında Sayın İpek Aral Kişioğlu, Saygı Günenç ve Cengiz Çatalkaya yer almaktadır.

 Genç neslin yazdığı bloglar arasında ise Banu Çakar-Liderlik Ruhu, Aydan Çağ-Çağın İnsan Kaynakları,Gülsün Müftügil-İK Burada, Selin Yetimoğlu, Gökhan Yılmaz,Hayati Arpacı, kendine has ismi ve üslubuyla Coco Maya De Medina ön plana çıkan blog yazarları arasında yer almaktalar. İK bloglarını takip eden kişiler de az çok bu isimleri ve bloglarını biliyorlardır.

Bu isimlere baktığınız zaman alanında başarılı olmuş kişiler ve sayfaları da oldukça nitelikli. İnsan Kaynakları adına aradığınız her türlü bilgiyi bulabiliyorsunuz.

İK Blog sayfalarında ise son yıllarda yeni bir akım  oluşmaktadır.İK Blog yazarları kendi çektikleri kısa videoları bloglarında paylaşmaktadırlar.İlk olarak Kaynağım İnsan-İpek Aral Kişioğlunun sitesinde görmüştüm kısa videoları ve oldukça nitelikli bilgiler aktarıyordu bizlere.Özellikle benim gibi kendini İşe Alım üzerinde geliştirmek isteyenler için İşe Alım konuları hakkında ve sosyal medya hakkında bilgiler yer almaktadır.Bu bilgilere Kaynağım İnsan Tv bölümüden ulaşabilirsiniz.

      Bir başka blogunda videolar paylaşan kişi de Liderlik Ruhu blogunun yazarı Banu Çakardır.Banu Çakar ise LR Video Blog adı altında videolarını bizlerle paylaşmaya başlamıştır.Önümüzdeki günlerde sitelerinde çektikleri videoları paylaşan yazarların çoğalacağını düşünüyorum.


Sonuç olarak blog yazarlığı dışarıdan kolay gibi gözükmekle birlikte içine girdiğinizde kolay olmadığını anlayabiliyorsunuz. Sadece yazı yazmakla bitmiyor. Bu yazıların düzenlemesi, sayfanın düzenlemesi ve sürekli yeni yazılar eklemeniz gerekiyor.Ve sürekli kendinizi geliştirmeniz,yenilikler katmanız gerekmektedir.

4 Eylül 2013 Çarşamba

Mülakatlarda sorulan sorular

Bir önceki yazımda mülakat görüşmesinde neler yapmanız gerektiğini paylaşmıştım. Bu yazımda ise genel olarak hangi soruların gelebileceği üzerinde durmak istiyorum.

Burada paylaştığım sorular genel olarak her mülakatta çıkabilir. Ancak bu sorunların yanında görevinizle alakalı farklı sorularda gelebilir. Her türlü soruya hazırlıklı olmalısınız

Mülakatların vazgeçilmez sorusu tabii ki ‘’Bize kendinizden bahsedebilir misiniz ‘’ sorusudur. Zaten özgeçmişimde bütün hayatım mevcut ne diye tekrar soruyorsunuz diye cevap vermeyin. Bu sorudaki amaç hem mülakata giriş yapmak hem de sizi biraz olsun rahatlatmaktır. Burada çok ayrıntıya girmeden kendinizi anlatın.

Diğer sorulara geçecek olursak mülakatlarda karşınıza çıkabilecek soruların bazıları:

1)Kendinizden bahseder misiniz?

2) Daha önceki iş deneyimlerinizden bahseder misiniz?

3) Son işinizden neden ayrıldınız?

4) İş deneyimleriniz nelerdir?

5) Firmamız hakkında ne biliyorsunuz?

6) Niçin bu firmada çalışmak istiyorsunuz?

7) Niçin bu alanda çalışmak istiyorsunuz?

8) Zayıf ve güçlü yönleriniz nelerdir?

9) Eski amirinizle konuşsak gülü ve zayıf yanlarınız hakkında ne der?

10) Bu iş için neden uygun olduğunuzu düşünüyorsunuz?

11) Sizi bu pozisyonda başarılı kılacak ne gibi özellikleriniz bulunmaktadır?

12) Sizi diğer adaylardan farklı kılan nelerdir?

13) Bize ne katabilirsiniz?

14) Firmamıza katkı sağlamanız ne kadar sürer?

15) Sizi en çok ne motive eder?

16) Bir iş ortamında sizin için en önemli hususlar nelerdir?

17) Gelecek için istek ve planlarınız nelerdir?

18)Bugüne kadar en önemli başarınız nedir?

19) Baskı altında çalıştığınız bir durumu anlatabilir misiniz?

20) Liderlik ettiğiniz bir durumu anlatabilir misiniz?

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Adayların korkulu rüyası :Mülakatlar


Okulların Haziran ayında kapanmasıyla birlikte üniversiteden mezun olan arkadaşlarımız hayatın gerçekleriyle yüzleşmeye başlayacaklar. Mezuniyet sonrasında en zor süreçlerden biri olan iş arama süreciyle karşı karşıya gelecekler. Bu süreç içerisinde birçok ilana başvuracak ve bu ilanlar için mülakata çağrılacaklar. Mülakatlar özellikle yeni mezun adaylar için oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bu sıkıntılı durumu biraz olsun azaltmak ve iş arama sürecinde olan arkadaşlara yardımcı olmak amacıyla mülakatlarla alakalı bazı önemli noktaları paylaşmak istiyorum.

Mülakat öncesi;

1)Görüşmeye gitmeden önce hazırlık yapılmalı: Görüşmeye gideceğiniz şirket hakkında bilgiler toplayın. En uzaktaki bilgiye ulaşmanın bile mümkün olduğu internet ortamında görüşme yapacağınız şirketler hakkında bilgi toplamak zor olmasa gerek. Elinizin altında bunca imkân varken şirket hakkında bilgi sahibi olmamanız olumsuz bir durum yaratacaktır

2)Kıyafete dikkat edilmeli: İnsanlar kıyafetleriyle karşılanır düşünceleriyle uğurlanırmış. Sizde bu söze uygun olarak başlangıçta olumlu izlenim bırakmak için giyiminize dikkat etmelisiniz. Düşüncelerinizle uğurlanmak kısmını mülakat sırasında gerçekleştirirsiniz.

3)Evden erken çıkıp görüşme yerine zamanında varılmalı: Bulunduğunuz yerin ulaşım şartlarına göre hareket ederek mümkün olduğunca erken gitmeye çalışın.Tabi erken gideceğim diye de 1 saat öncesinden görüşme yerinde olmayın.10-15 dakika öncesinde görüşme yerinde olmanız yeterlidir.

4)Özgeçmişte bulunan bilgileri gözden geçirilmeli: Özgeçmişinizde bulunan bilgileri görüşme öncesinde gözden geçirmekte fayda var. Vereceğiniz bilgiler özgeçmişinizle farklı olmamalı

5)Özgeçmişe dikkat edilmeli: Özgeçmişinize koyduğunuz fotoğraflara dikkat edin. Çoğu İK profesyoneli bu konuda oldukça dertli zira özgeçmişe uygun olmayan fotoğrafların konulduğunu belirtiyorlar. Ayrıca özgeçmişinizdeki imla ve yazım kurallarına dikkat edin.

6)Başvuru formları dikkatlice doldurulmalı: Gittiğiniz yerlerde size başvuru formunu doldurmanız istenecektir. Özgeçmişimde bütün bilgiler var tekrar neden doldurayım demeyin. Başvuru formunu eksiksiz ve doğru şekilde doldurmaya çalışın

7)Tavır ve davranışlara dikkat edilmeli: Mülakat sadece görüşmeden ibaret değildir. Şirkete girdiğiniz andan itibaren tavır ve davranışlarınız önem kazanmaktadır. Bazı İK profesyonelleri kapıdaki güvenlik görevlisinden veya asistanından tavır ve davranışlarınızla alakalı bilgiler isteyebilir.

8) Cep telefonunuz kapalı olmalı: Cep telefonunuzu kapattığınızdan ya da sessize aldığınızdan emin olun. Görüşme sırasında çalabilecek telefon hem sizin dikkatinizi dağıtır hem de olumsuz bir izlenim bırakır.

9) Çıkabilecek sorulara hazırlıklı gidilmeli: Mülakatlarda belli başlı sorular vardır. Bu sorulara hazırlık gitmeniz sizin için faydalı olacaktır (Bir sonraki yazımda klasik mülakat sorularını paylaşacağım)

Mülakat sırasında;

10)Göz teması kurulmalı: Görüşmeyi yapan kişiyle göz temasınızı kesmeyin. Tabi göz temasını kesmeyeceğim diye de görüşmeciyi rahatsız edecek şekilde bakmayın.

11)Güler yüzlü ve sıcak davranılmalı: Mülakat, adayların kendini pazarlamasıdır. Görüşme esnasında güler yüzlü olmanız  pozitif etki yapacaktır.Ortamın daha sıcak olmasını sağlayacaktır

12) Eski iş yerinizi ve eski müdürünüzü kötülemeyin: Mülakat sırasında eski işinizle alakalı sorular gelecektir. Bu sorulara eski müdürünüzü ve iş yerinizi kötüleyerek cevap vermeyin.

13) Ücret konusunu açmayın: Ücret konusunda karşı taraf konuyu açarsa taleplerinizi iletmeniz daha olumlu olacaktır

Mülakat sonrasında;

14)Mülakat bitiminde merak ettiğiniz konular için sorularınızı hazırlayın. Şirket ve pozisyonla alakalı sorularınız ilgili olduğunuzu gösterecektir.

15)İK profesyonelleri görüşme sonrasında görüşme yapan kişiye teşekkür maili gönderilmesini tavsiye ediyorlar. Bu sayede kendinizi hatırlatma fırsatı elde ediyorsunuz.



Bu önemli noktaları göz önüne alır ve uygularsanız mülakatlarda başarılı olma şansınız artabilir. Mülakatlarda karşılaşacağınız sorulara da önceden hazırlıklı olmanız gerekmektedir. Bir sonraki yazımda da mülakatlarda sorulan sorular üzerinde duracağım ve mülakatlarda genel olarak sorulan sorulardan örnekler paylaşacağım.

13 Temmuz 2013 Cumartesi

Hiç mülakatınızda Monopoly oynadınız mı?

İş görüşmeleri birçok insan için oldukça sıkıntılı bir durumdur.Mülakat öncesi ve sonrasında sıkıntılı günler geçirtmektedir insanlara.Ancak oyun şirketi Hasbro’da durum böyle değilmiş.18 Şubat’ta yayınlanan Hürriyet İK ekindeki habere göre oyun şirketi Hasbro’da mülakatlar adaylara çeşitli oyunlar oynatılarak gerçekleştiriyormuş.Düşünsenize binbir sıkıntıyla iş görüşmesine gidiyorsunuz ve karşınıza bir anda Monopoly oyununu çıkartıp hadi oynayın  diyorlar.

Öncelikle Hasbro şirketinin neden iş görüşmelerini çeşitli oyunlar vasıtasıyla yaptığının cevabına bakalım.

Hasbro Türkiye ve MENA Pazarlama Direktörü Arzu Çeltekoğlu,çeşitli oyunlar oynatarak adayların kişilikleri hakkında bilgi sahibi olduklarını ve bu sayede ‘’doğru işe doğru insan ‘’prensibini gerçekleştirmeye çalıştıklarını dile getirmiş.

Bu konuyla alakalı yazılara başka yerlerde de rastlamış olabilirsiniz.Bana oldukça ilginç geldiği için paylaşmak istedim.

Peki mülakatlar nasıl geçiyor ?

Mülakata katılanlar karşılarında kimi zaman oyun hamurları kimi zaman robota dönüşen arabalar Transformers’lar ya da inşaat setleriyle karşılaşıyorlarmış.Grup mülakatlarında ise Monopoly gibi kutu oyunları oynatılıyormuş.

Mülakatta yaşanan ilginç bir olay paylaşılmış.Grup mülakatlarından birinde pazarlama için başvuran adaylara yeni çıkmış bir kart oyunu verilmiş ve oynamaları istenmiş.Adaylardan biri oyunun kurallarını okuyup,kartları dağıtıp,oyunu başlatmış.Ve bu hareketi sayesinde işe alınan kişi olmuş.

Gergin bir vaziyette mülakata gidiyorsunuz ve oyun oynayarak görüşme yapıyorsunuz.Adayların birbirlerini yemek için fırsat kolladığı grup mülakatlarında çeşitli oyunlar oynayarak işe girebiliyorsunuz.Çok  sıkıntılı olan mülakat süreci için oldukça rahatlatıcı bir durum olsa gerek.Oyun sektöründe faaliyet gösteren  bir şirketin ise işe alım sürecini bu şekilde yürütmesi çok mantıklı ve akıllıca bir hareket olmuş.


Peki bu durumu başka sektörlerde görebilir miyiz acaba? Düşünsenize hastanede görev almak için bekleyen doktorlar ameliyahanelere sokuluyor ve kendilerinden ameliyatı gerçekleştirmeleri isteniyor.Ve işe alım ameliyata göre gerçekleşiyor.Tabi bu düşünce sadece espriden öteye geçmez sanırım J

11 Haziran 2013 Salı

Şirketlere Örnek Olması Gereken Mahalle Dayanışması



       Sizlerinde bildiği gibi son günlerde ülkemizde bir takım olaylar yaşanmaktadır. Başlangıcında Gezi Parkındaki ağaçları savunmak olan direniş orada gösterilen orantısız güce tepki olarak bütün yurda yayıldı ve olaylar hala devam ediyor. Protestolarını Gezi Parkında kitap okuyarak, şarkı söyleyerek göstermek isteyen vatandaşların üzerine sabaha karşı acımasızca yapılan saldırılar karşısında özellikle gençler olmak üzere herkes tepkisini göstermeye başladı ve çeşitli şehirlerde büyük olaylar yaşandı

      Bu olayların önemli bir kısmı İstanbul’da Taksim ve Beşiktaş’ta yaşandı.Daha önce kendimi tanıtırken Beşiktaş’ta yaşadığımı belirtmiştim ve kendimi burada yaşanan olayların içinde buldum.Taksim’de gösterilen orantısız güç burada da gösterilmektedir.Beşiktaş merkezi her gün gaz bombası altında kalmaktadır.Öyle ki insanlar biber gazını içine çekmeden yaşayamaz duruma getirildi.
      
       Ancak Gezi Parkında yaşanan orantısız güç genci yaşlısı, erkeği kadını, farklı siyasi görüşlere sahip ve farklı takımları tutan insanları birleştirdi. İnsanlar birbirlerine yardım eder duruma geldiler. Ön safta gençler olmak üzere herkes tepkisini ortaya koymaya çalışıyor, elinden geldiğince birbirine yardım ediyor. Gösterilerde düşen insanlar hemen yerden kaldırılıyor, yaralanan insanlar kenara çekilip tedavi edilmeye çalışılıyor. Ellerinde solüsyon bulunan gençler biber gazından gözünü açamayan arkadaşlarına yardım etmek için canla başla çalışıyorlar. Bu mücadeleye evlerinden destek veren mahalle sakinleri ise sokakta yer alan kişilere bir ihtiyacı olup olmadığını sorarak mücadeleye ortak oluyorlar. Kimileri ise apartman kapılarını açık tutarak biber gazından kaçan gençleri apartmanlarına alıyorlar. Bazı vatandaşlar ise tepkilerini tencere ve tavalara vurarak gösteriyorlar. Meydanlara inen gençler kendi çöplerini temizliyorlar, kendi kurdukları barikatları tekrar kendileri düzeltiyorlar.
      
      Gelelim bu olayların şirketlere örnek olması gereken kısmına. Tabi ki şirket çalışanları direnişe falan geçecek değil. Ancak şirketlerinin rakipleri karşısında öne geçmesi için ellerinden gelen mücadeleyi ortaya koymalılar. Burada çalışanlara büyük iş düşüyor. Başta Genel Müdür veya CEO olmak üzere her bölüm üzerine düşen görevi layıkıyla yapmaya çalışmalı ve diğer bölümle dayanışma içinde olmalı. Yere düşen yani hata yapan bölüm hemen ellerinden tutup kaldırılarak yapılan hatalar düzeltilmeli. Her çalışan öncelikle üzerine düşen görevi yerine getirmeli ve takım arkadaşlarıyla uyum içerisinde olmalıdır.



      Eylemler için zafer bu yolla geldi, şirketler içinse başarı ancak bu yolla gelir.

5 Haziran 2013 Çarşamba

Merhaba İnsan Kaynakları Dünyası

Bu blogu açtığım zaman İdari İşler Sorumlusuydum ancak bu satırları İnsan kaynakları Uzmanı unvanıyla yazıyorum.

Mart ayının başlarında ‘’hrikdunyasi’’ olarak yazılarımı yayımlamaya başladığımda ilk yazımda kendimi tanıtarak  enerji şirketinde çalıştığımı belirtmiştim. O sıralarda işten ayrılma hazırlıkları ve yeni iş arayışları içerisindeydim. Tabi ki amacım İnsan Kaynakları alanıydı ve alanında bilgili bir İnsan Kaynakları çalışanı olmak için çeşitli eğitimler almaya başladım. Gerek İKÜSSÜ’nden gerekse Yıldız Teknik Üniversitesi ve İstanbul İnstitute’den almış olduğum eğitimler sayesinde İnsan Kaynakları alanında kendimi geliştirme imkânı buldum. Kendimi geliştirdikçe bu alana ilgim artarak devam etti ve iş arayışlarımı İnsan Kaynakları üzerine yoğunlaştırdım.

Yaklaşık 2-3 ay süren iş arayışımın sonucunda mutlu sona ulaştım ve faaliyet alanında önemli bir güce sahip olan  beton firmasında İnsan Kaynakları Uzmanı olarak göreve başladım. Bende sonunda İnsan Kaynakları dünyasına adımımı atmıştım. Bu dünyada öğreneceğim çok şey var.

Tekrar merhaba İnsan Kaynakları dünyası diyerek yazılarıma kaldığım yerden devam ediyorum.

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Kim LIP olmak istemez ki ?


Bu yazıda bütün çalışanların arzu ettiği ancak bir türlü elde edemediği bir yaşam biçiminden ve bunu gerçekleştirme şansına sahip olmuş kişiden bahsedeceğim.

Öncelikle bu LIP nedir bunun açıklamasını yapalım.LIP’in açılımı ‘’Location Independent  Person’’ olarak belirtilmiş.Yani  ''yerden bağımsız insan ''diyebiliriz.İşini belli bir yere sabit kalmadan,ofis içinde olmadan,şehirden şehre ülkeden ülkeye dolaşarak sadece ve sadece yanınızda bilgisayar taşıyarak gerçekleştirebiliyorsunuz.Herkesin istediği ancak çok az kişinin sahip olduğu bir yaşam biçimidir. Home office yani evden çalışma tarzının bile yeni yeni gündeme geldiği bir ortamda canınızın istediği yerde bulunarak çalışmak biraz ulaşılamaz bir durum olarak gözükebilir.Elinden gelse 24 saat değil 25 saat bile çalıştıracak patronlar ve müdürler olduğu sürece yerden bağımsız çalışan olmak hayalden öteye gitmeyecektir.Eğer herhangi bir şirkete bağlı çalışıyorsanız LIP olmanız oldukça zordur.

Ancak ve ancak serbest çalışma imkanına sahip iseniz yerden bağımsız insan olabilirsiniz.Ve ülkemizde bunu gerçekleştirmiş birisi var.Hatta ‘’istediğin yerde yaşa ve çalış ‘’sloganıyla elveda ofis deyip ‘’www.elvedaofis.com’’ internet sitesini açarak hayatını,yaşadıklarını bizlerle paylaşıyor.Elveda ofis diyerek ‘’Location Indepence ‘’ hayatını benimseyen kişi Özlem Yetiş.

Özlem Yetiş kendisine ait şirket vasıtasıyla şirketlere sosyal medya ve internet pazarlama alanında danışmanlık hizmetleri verdiğini belirtmiş. Her şeyin İstanbul'daki işini bırakarak kızıyla birlikte Antalya’ya yerleşmesiyle başladığını söylüyor.Antalya’da iş aramadığını aksine danışmanlık hizmeti verdiği bütün şirketlerin İstanbul’da olduğunu belirtmiş.Teknoloji sayesinde zaman odaklı değil (9-6 arası mesai) sonuç odaklı çalıştığı için nerede olduğunun hizmet verdiği şirketler için önemli olmadığını iletiyor.Danışmanlık hizmeti verdiği firmaların çoğu zaman kendisinin nerede olduğunu bilmediğini ifade ediyor.Çalışma alanının sınırsız daha doğrusu dünya ile sınırlı olduğunu söylüyor.

Böyle bir yaşam tarzını hangimiz istemeyiz.Özlem Yetiş söylediklerinde haklı olsa bile her meslek için bu şartlar uygun değil.Ve herkes bu şekilde yaşayamıyor.Özlem hanım,kendi şirketiyle hizmet verdiği için yerden bağımsız yaşam biçimini benimsemesi oldukça normal.Ama herkes bu şansa sahip değil.

Herkesin  LIP olması dileğiyle

29 Nisan 2013 Pazartesi

Trajikomik



Bu fotoğrafı internette dolaşırken gördüm.Trajikomik bir durum.Tabi bu durum Tıbbi Mümessiller için uygulanmış ancak iş hayatında bütün pozisyonlar için geçerli bir durum diyebiliriz.

Yine internette dolaşırken bu duruma benzer bir hikaye ile karşılaştım.Onuda sizlerle paylaşmak istiyorum:


Devlet bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olması için bir bekçi almaya karar verir.


Bir süre sonra düşünürler,''Peki talimatlar olmadan işini nasıl yapacak?'' Planlama birimi kurulur ve iki kişi işe alınır.

Yine bir süre sonra ''Peki işini yapıp yapmadığını nasıl kontrol edebiliriz?'' diye düşünürler ve ''İnsan Kaynakları Birimi ''kurulur.İki kişiyi bu birimi kurması için görevlendirirler.Bir tanesi kurulum çalışmalarını yürütür,diğeri ise raporlama işini gerçekleştirir.

''Peki bu çalışanların maaşları nasıl ödenecek ?'' diye tartışırlar.Sonucunda bir muhasebe şefi,bir kontrol edici kişi ve bir mutemet alınır


''Bunlardan kim sorumlu olacak ?'' diye düşünülür.Bir genel müdür ,bir genel müdür yardımcısı ve bir asistan işe alınır.


Belli bir süre geçtikten sonra ülkede kriz çıkmıştır.Bütçenin yeterli olmadığı görülür ve bazı masrafların kısılmasına karar verilir.Bu kararın sonucunda ise işten çıkarma yapılması gerekmektedir.


İşini kaybeden kişi araziye göz kulak olması istenen bekçiden başkası değildir

23 Nisan 2013 Salı

Z kuşağının bayramı kutlu olsun (23 Nisan)

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun



Aslında sıradaki yazı için başka planlarım vardı ancak 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıyla alakalı bir yazı yazmamak olmazdı.Ulusal egemenliğimizi bizlere kazandıran büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarını büyük şükran ve rahmetle anıyorum.



Büyük önder diğer liderlerden farklı olduğunu çocuklarımıza bayram armağan ederek göstermiştir.Biz Y kuşağından sonra gelecek olan Z kuşağının bayramını tekrar kutluyorum.Ve Z kuşağının favori çizgi kahramanı olan Pepee'nin okumuş olduğu günün anlam ve önemini bir kez daha arttıran şiirini paylaşmak istiyorum.


Büyüksün Pepee :)

22 Nisan 2013 Pazartesi

Uyuyarak para kazanmak ister misiniz?

     
         


           






             Başlığı okuduğunuzda internette dolaşan sahte ilanlardan birisi zannedebilirsiniz. '' 1 haftada İngilizce öğrenmek ister misiniz'' ya da '' 1 ayda 2 katı para kazanmak ister misiniz'' türünden ilanlara rastlıyoruz
       
            Ancak bu yazıda herhangi bir satış söz konusu değildir.Gazetelerde okumuş olduğum bir haber dikkatimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim.Gerçekten yattığınız yerden para kazanmanız mümkün.Belki sizlerde bu haberle karşılaşmışsınızdır.

            Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de bir otel profesyonel uykucu arıyor.Profesyonel uykucu 35 gün boyunca otelde konaklayacak ve odaları test ederek değerlendirmelerini internet günlüğünde paylaşacak.Otelin müdürü işe alınacak kişinin değerlendirmelerini internet günlüğünde kaleme alacak dinamik birisi olması gerektiğini belirtmiş.

           Bu iş için aranan şartlardan biriside işe başlayacak kişinin Fince,İngilizce ve Rusça bilmesidir.Bu 3 dili bilen aday işe girme şansına sahip olacak.

           Bu ilana şimdiye kadar 600'den fazla kişi başvurmuş.Başvuru süresi bu ayın sonunda bitecek olan iş için işe alınan kişi 17 Mayıs'ta işinin başında daha doğrusu yatağın içinde uyumaya hazır durumda olacakmış.Her ne kadar bu iş için maaş ödenip ödenmeyeceği belli olmasa da lüks bir otelde konaklamakta önemli bir fırsat olarak görülebilir.

           Halk arasında hiçbir iş yapmadan para kazananlar için ''yattığı yerden para kazanmak'' deyimi sık kullanılır.Bu sefer bu deyim bu iş için tamamıyla uymuş gibi gözüküyor.Böyle bir iş uykuyu çok sevenler için bulunmaz bir nimet olabilirdi.

          Bir sonraki yazımda İK ile alakalı hoş bir fotoğraf ve fotoğrafla bağlantılı bir fıkra paylaşacağım.Birazda İK'nın gülümseten taraflarından bahsedelim değil mi :)