6 Nisan 2014 Pazar

Hayatınız İş Arkadaşınıza Bağlı Olursa !

Bir ekibin,bir organizasyonun ,bir işletmenin  başarılı olabilmesi takım çalışanlarının uyumuna,birlikteliğine ve birbirlerine verdiği desteğe bağlıdır.

Şirketler çeşitli departmanlardan oluşmaktadır .Her departman ve bu departmanlarda çalışan her personel  üzerine düşen görevi yerine getirmeye çalışır.Eğer ki bu departmanlar üzerine düşen görevi en iyi şekilde yaparsa şirketin başarısı kaçınılmaz olur.

Bir spor takımını düşünelim. Takım içerisinde birlikteliği sağlayan ,uyumu sağlamış takımlar daima başarılı olmuşlardır.Hiçbir takım sporu bireysel çalışmalarla başarıya ulaşmaz.Tek bir kişi o takımın başarılı olmasını sağlayamaz.Takım içerisinde roller farklı olabilir.Kimisi baş rol kimisi figüran olabilir ancak elde edilen başarı bütün takım aittir.

Bazen öyle bir takımda yer alırsınız ki sizin hayatınız takımda yer alan diğer arkadaşınızın başarısına bağlıdır.Yapılacak bir hata can kaybına neden olabilir.Takım arkadaşlarınızla uyumu öylesine ahenkli olmalı ki hayatta kalabilesiniz.

Şimdi diyorsunuz ki hangi takımda böyle bir hayati bir durum olabilir.Bu sorunuzun cevabını aşağıda yer alan görüntüleri izledikten sonra bulacaksınız.




Görüntülerde yer alan takım  ülkemizin göz bebekleri, gurur kaynağı olan Türk Yıldızlarından başkası değildir.Sizlerin de gördüğü gibi her bir pilotumuzun hayatı diğer pilotumuza bağlıdır.Yapılacak en ufak bir hatada hiç istenmeyen bir durumla karşılaşılabilir.

Türk Yıldızları takımından bahsedecek olursak ;
Hv.K.K. Hv.Org. Halis Burhan'ın 11 Eylül 1992 tarihli direktifleri gereğince Ocak 1993’te Konya 3. Ana Jet Üs 132. Silah Taktikler ve Standardize Filo Komutanlığı bünyesinde NF-5 uçaklarının kullanıldığı Türk Yıldızları kurulmuştur.
1993 yılı Hava Kuvvetleri Komutanlığı Atış Yarışmaları'nın kapanış günü olan 18 Haziran 1993 tarihinde Ankara Akıncılar 4. Ana Jet Üs Komutanlığı'nda Türk Yıldızları akrotimi devlet büyükleri ve diğer konuklara dörtlü olarak ilk resmi gösterisini yapmıştır. Bu gösteri ardından filostatüsü kazanan Türk Yıldızları dünyanın en genç süpersonik akrobasi takımı olarak kendinden söz ettirmeyi başarmıştır.
5 Ekim 1994 tarihinde Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı F-16 Aktivasyon törenleri ile Ankara'da 29 Ekim 1994'teki Cumhuriyet Bayramıtörenlerinde gösteri uçuşu yaparak kamuoyuna tanıtılmıştır.
2003-2004 Eğitim ve Öğretim yılında gösterinin etkinliğini arttırmak maksadı ile gösteri paketini 8'li kola çıkarmak maksadıyla çalışmalara başlanmıştır.
2004 sezonundan beri 8'li kolda gösteriler devam etmektedir.
Türk Yıldızları, gösterilerinde "Sekiz" süpersonik (ses üstü) uçak kullanan dünyanın ilk ve tek akrotimidir.
Türk Yıldızları, 24 Ağustos 2001 tarihinde Bakü / Azerbaycan'da gerçekleştirdiği gösteri sayesinde aynı anda 1 milyondan fazla kişi tarafından izlenen dünyanın tek akrobasi timi olma özelliğini elde etmiştir.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_Y%C4%B1ld%C4%B1zlar%C4%B1)

Bu görüntülerin kullanılarak takım olmanın,ekip  ruhuna sahip olmanın ne kadar önemli olduğu eğitime katılanlara anlatılabilir.


İşletmelerde böyle hayati bir durum olmayacaktır ancak Türk Yıldızları’nın göstermiş olduğu bu muhteşem performans bütün çalışanları motive edici bir unsur olarak yer alacaktır.Her birimiz diğer arkadaşımızın hayatının bizlere bağlı olduğunu düşünerek görevimizi yerine getirirsek işletmenin başarılı olması kaçınılmazdır.


18 Mart 2014 Salı

İK’cı vekili tanıyor musunuz ?

Şimdi kim bu İK’cı diyeceksiniz? Belki çoğu kişi biliyordur kimden bahsettiğimi bilmeyenler ve yeni öğrenenler için ise sürpriz olacaktır muhtemelen. Ben ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım.

Geçtiğimiz günlerde meclisin internet sitesinde vekillerin özgeçmişlerine bakarken bir vekilimizin özgeçmişi dikkatimi çekti. Özgeçmişinde İnsan Kaynakları alanında çalıştığı yazıyordu. Üstelik İnsan Kaynakları üzerine kurulmuş olan çeşitli şirket ve sivil toplum örgütlerinin kuruluşunda aktif rol oynadığı yazılıyordu.24 yaşında İnsan Kaynakları alanında önemli bir şirketin kuruluşunda yer almak büyük başarıdır.

Sözünü ettiğim vekilimiz bizleri Ankara Milletvekili olarak temsil etmektedir. Belediye Başkanlığı seçimleri için Ankara’dan aday adayı oldu. Özellikle Gezi Parkı direnişlerinde ve ODTÜ direnişlerinde gençlerle beraber hareket etmiş ve daima gençlerin yanında yer almıştı.

2012 yılında PERYÖN tarafından düzenlenen 20.İnsan Kaynakları Kongresine katılmış ve orada bir konuşma yapmıştı

Yeter artık kim bu İK’cı vekil diyorsanız kendi sitesinde yer alan özgeçmişini paylaşarak merakınızı gideriyorum. Şunu da belirtmek isterim ki gençlerin yanında yer alan bir vekilimiz olduğu için çok mutluyum.

Mecliste yer alan İK’cı vekilimiz Cumhuriyet Halk Partisi Ankara Milletvekili Sayın Aylin NAZLIAKA’dır.





Kendi sitesinde yer alan özgeçmişi: (www.aylinnazliaka.com )

3 Aralık 1968 yılında Ankara’da doğdu.T.E.D Ankara Koleji ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İktisat bölümü mezunudur.Çalışma hayatında Koç Holding’de başladı.24 yaşında iken Türkiye’nin insan kaynakları alanında faaliyet gösteren ilk şirketlerden birini kurdu.HRM Danışmanlık (www.hrm.com.tr) adındaki şirketiyle yönetim ve insan kaynakları alanında Türk iş dünyasına yön veren kişilerden birisi haline geldi.Gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında birçok ulusal ve uluslar arası kongre,seminer ve panele konuşmacı olarak katıldı.

Peryön (www.peryon.org.tr)   Özel İstihdam Büroları Derneği (www.oibd.org.tr) ve Endeavor (www.endeavor.org.tr)  gibi sivil toplum örgütlerinde kurucu üye,yönetim kurulu üyesi,danışma kurulu üyesi etkin roller üstlendi.Canlı olarak yayınlanan ‘’İş ve Kariyer Dünyası’’ adlı haftalık programı hazırlayıp sundu.

2001’de ‘’Yılın İş Kadını’’,2002’de ‘’ ODTÜ Takdir Ödülü’’,2008’de  ‘’Yılın Genç İş Kadını’’,2012’de ‘’Yılın Milletvekili’’, ‘’Yaşama Dokunan İnsan’’ve ‘’Kadın Platformu’’, 2013’de ‘’Yılın Politikacısı’’ ve ‘’Yılın Siyasetçisi’’,2014’te ‘’Yılın Siyasetçisi’’ödüllerini almıştır.

Cumhuriyet Halk Partisinin gençlere hediyesi olan ‘’GenceArtı İstihdamda Fırsat Eşitliği Yaratma Projesi’’nin mimarıdır.12 Haziran 2011 Seçimleri’nde TBMM 24.dönem Ankara Milletvekili seçilmiştir.

Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Karma Parlamentosu üyesidir.


Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Nazlıaka, evli ve 2 çocuk annesidir.


8 Mart 2014 Cumartesi

Nice Yazılara









Her şey İnsan Kaynakları bloglarını takip etmemle başladı.Onları okuyor,bilgilerden faydalanıyor ve her gün takip ediyordum. Bende bir şeyler karalamayı seviyordum ancak bunu kendi kendime yapıyordum.Ve bir gün dedim ki ‘’bende bilgim dahilinde içimden gelenleri yazayım ‘’.O gün geçtiğimiz yıl bugündü (aslında dündü).Hrikdünyası böyle ortaya çıktı.O gün farklı bir şirket ve farklı bir görevdeydim bugün farklı bir bir şirket ve farklı bir görevdeyim.Bakalım seneye bugün nerede olacağız ?


7 Mart 2013 tarihinde ‘’Hoşgeldiniz’’ adlı yazımla açılış kurdelesini keserek blog hayatına adım attım.Aradan koca bir yıl geçti.Ve bu 1 yılda 37 yazıyla blog dünyasında yer aldım.Aslında sayı düşük bence (ayda ortalama 3 yazı) ancak öyle bol bol yazayım diye amacım yok.İçimden geldiği zaman ve içimden hangi konu geçiyorsa onu yazıyorum.Yazılarımın çoğu da teorik bilgiler vermekten ziyade kendi yorumlarımdan oluşmaktadır.

Bir şeyler üretmek,paylaşımlarda bulunmak gerçekten hoşuma gitti ve bundan sonra da gittiği yere kadar devam edeceğim. Hrikdünyasında nice yazılar diliyorum kendime.1 yılını havai fişeklerle kutluyoruz

Buradan yazılarımı okuyan okumayan herkese teşekkür ediyorum.Bugünün ayrı bir önemi bulunmaktadır.Dünya kadınlarının günü kutlu olsun.Aslında kadınlara özel günlerde değil her gün değer verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

1 Mart 2014 Cumartesi

İK Blog Yazarları Ne Yapıyor Öyle ?

İnsan Kaynakları blog yazarlarını takip ediyorsanız çoğu blog yazarının sayfasında aynı yazıları,aynı paylaşımları göreceksiniz.İnsan Kaynakları blog yazarları ortak hareket ederek mevcut hükümet tarafından getirilmeye çalışılan İnternet Yasasına karşı olduklarını dile getiriyorlar.Bu hareketin içerisinde hrikdunyası olarak yerimizi almaktayız ve karşı olduğumuzu dile getiriyoruz.

Daha öncesinde internet yasasıyla alakalı ‘’Tek TİB İnternet’’ başlıklı  bir yazı daha paylaşmıştım.O yazımda bu yasanın Cumhurbaşkanı tarafından veto edileceğini beklediğimi yazmıştım ancak beklentilerimiz boşa çıktı ve  sansür yasası Köşk’ten onayı alarak yürürlüğe girdi.

Bu yasanın onaylanmasının hemen ardından İnsan Kaynakları blog yazarları Sayın İpek Aral önderliğinde hızlıca hareket ederek bu yasaya karşı ‘’İnternet Özgürdür’’ hareketini başlattık.Bu hareket sayesinde gün geçtikçe sesimizi daha çok duyurmaya başladık.

Bu hareket içerisinde neler yapıldı bunu sizlerle paylaşmak istiyorum

+ Yasanın kabul edilmesiyle birlikte bir manifesto hazırlandı ve çoğu blog yazarları bu manifestoyu kendi bloglarında paylaştılar

+ Bu manifestolar sesimizi uluslararası  boyutta da duyurmak istediğimiz için çeşitli yabancı dillere çevrildi ve bunlarda blog sayfalarında paylaşıldı

+ Sosyal Medyayı daha etkin kullanabilmek adına Twitter’da #karşıyız hasthag’i altında mesajlarımızı dile getirdik.Twitter adresimiz: https://twitter.com/netozgurdur

+ İnsan Kaynakları blog yazarlarının ortak noktada birleştiği ‘’İnternetozgurdur.com’’ sitesi açıldı, manifestolar ve blog yazarlarının yazıları buraya konuldu.Blog yazarları da neden karşı olduklarını bu sitede açıkladılar.Bu harekete katılan kişileri ve blog sayfalarını BİZ kısmından görebilirsiniz.


+ Sayın İpek Aral, Artıbir kanalında ‘’Gece Masası ‘’adlı programda Sayın Tuluhan Tekelioğlu’nun konuğu olarak  amaçlarımızı  ve bu yasaya neden karşı olduğumuzu  tüm Türkiye’ye  duyurmuştur.

Programı bu adresten izleyebilirsiniz.


+ Change.org  adresinden imza kampanyası başlatıldı ve şimdiye kadar 150’yi aşkın imza toplandı.Ve hala imza toplanmaya devam ediliyor.Siz de imza atmak istemez misiniz ?

İmza kampanyasının adresi:


Bu çalışmalar sonucunda  çeşitli internet sitelerinde  haber olarak yer aldık.İşte o haberler :









Ve içlerinde en önemlisi tabiî ki:


Böyle bir hareketin içerisinde bulunmaktan mutluyum.Bu hareketi başlatan ve bizleri cesaretlendiren Sayın İpek Aral’a teşekkür ediyorum.Tabiki hepimiz burada az ya da çok yardımcı olmaya çalıştık ancak  bu çalışmalarda büyük emek sarf eden Sayın Aydan Çağ, Sayın Banu Çakar ,Sayın Selin Yetimoğlu’na ayrıca teşekkür ediyorum.Bu harekete katılan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

                                        İnternet Özgürdür   İnternetime Dokunma    #karşıyız




21 Şubat 2014 Cuma

İnternet Özgürdür Manifestosu/ Free Internet Manifestation



 İNTERNET ÖZGÜRDÜR MANİFESTOSU
İnternet, birbirimize akıllarımızla dokunduğumuz ortak alanımız.
 21. yüzyılın işbirlikçi, yenilikçi, hızla gelişen dünyasında Türkiye’nin insan temel hak ve özgürlüklerinin kullanımında adım adım geriye gitmekte olduğunu görmek biz İnsan Kaynakları Bloggerlarını şiddetle endişelendirmektedir.
Gerek Anayasamız, gerekse uluslararası normlara aykırı içeriğe sahip olan İnternet Yasası’na karşı tek nefes olup “Hayır” diyoruz. Ortak alanımıza devlet eliyle yapılacak insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı her türlü müdahaleye #karşıyız.
İnterneti kullanma konusunda yeni nesillerin vizyonuna sahip olmak, birbirimize güvenmek, geleceğe dijital dünyanın faydalarına sarılarak özgür şekilde ilerlemek arzumuzun sonuna kadar arkasında duracağız.
                                                          İnsan Kaynakları Bloggerları


FREE INTERNET MANIFESTATION 
Internet is our common area where we intellectually interact.
Watching Turkey gradually go back in terms of fundamental rights and liberties in 21st century’s collaborative, innovative and rapidly developing World has been a matter of severe concern for Human Resources Bloggers.
With full unity, we say “No” to Internet Regulation complying with neither Turkish constitution nor international norms. We are against all kinds of government favored interventions aimed at our common area and limiting human rights and liberties.
We will abide, to the fullest extent, by our desire to adopt the vision as to internet usage internalized by new generations, to trust each other and to proceed to the future with freedom by clinging to benefits of digital world.
                                                            Human Resources Bloggers Of Turkey


18 Şubat 2014 Salı

Karşıyız !


                                                           

                                                             İnternetime Dokunma

13 Şubat 2014 Perşembe

Tek TİB İnternet

Bu yazı bir İnsan Kaynakları yazısı değildir baştan uyarayım.Çünkü internet olmadıktan sonra bloglara ve bloglarda yer alan yazılara ulaşamadıktan sonra İnsan Kaynakları ile yazılar yazmak boşunadır.

Son günlerde gündemi meşgul eden bir yasa hepimizi ilgilendirmektedir.Bu yasa ile birlikte internetin kontrolü tek bir kişiye verilmekte ve o kişi gerekli gördüğü zaman sorgusuz sualsiz mahkeme kararı beklemeden ilgili site hakkında kapatma kararı verebilmektedir.Bu yasa meclisten geçti ve Cumhurbaşkanının onayına sunulacak.Cumhurbaşkanı ya bu yasayı onaylayacak internete ve internet özgürlüğüne büyük darbe vurulacak ya da bu yasayı veto ederek Meclis’e geri gönderecek.Bu yasa ikinci kez önüne geldiğinde ise  veto etme hakkı bulunmuyor.

Aslında hepimiz bu yasanın neden bu kadar acele bir şekilde çıkartılmak istendiğini biliyoruz ancak bu blog içerisinde o konuya girmek istemiyorum.Allah muhafaza bu yasa onaylanır ve blogu kapatmaya kalkarlar falan…Gerçi geçtiğimiz dönemde blogspot’un mahkeme kararıyla dahi kapatıldığını biliyoruz.

Bu yasa onaylanırsa ve bir çok internet sitesi kapatılırsa bunu dünyaya nasıl anlatacaklarını merak ediyorum.  Düşünsenize sosyal medyada en çok kullanılan sitelerin kapatıldığını. En çok paylaşımlar Facebook ve Twitter üzerinden gerçekleşiyor..Gezi direnişi sırasında böyle olduğunu çok yakından görmüş olduk.Bir bakmışsınız bu sitelere girdiğinizde ‘’Bu site TİB kararıyla kapatılmıştır’’yazısı bulunmakta .( O zaman Gezi direnişini bile mumla arayabilirler J )

Bu kararı protesto etmek isteyenler yine Taksim’de toplandı ve yine gaz bombalarının, tazyikli suların hedefi haline geldi.Üstün zekalı (!) haberciler ise bu protestoları akla hayale gelmeyecek şekilde porno lobilerine  bağlayıp mağdur rolüne soyunmak isterken küçük duruma düştüklerinin farkında değiller

Bu kararla birlikte bütün dünyaya rezil olursunuz ve büyük bir prestij kaybı yaşarsınız.Bu sitelerin açacağı yüklü tazminat davalarıyla da karşılaşabilirsiniz.Belki büyük çaplı sosyal medya siteleri böyle bir durumla karşı karşıya kalmayacaktır ancak daha küçük çaplı ve muhalif olan siteler bu kadar şanslı olmayabilir.

Bütün gözler bundan sonrası için Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’de olacak.Kendisinin de Twitter ve Facebok’ta hesaplarının olduğunu ve sürekli paylaşımlar yaptığını biliyoruz.Üstelik yine Twitter’da 2011 yılında yazmış olduğu internet özgürlüğüyle alakalı tweetler de mevcut ve sürekli paylaşılmakta.Bu sebeple İnternet kullanıcılarını anlayacağını düşündüğüm  için Cumhurbaşkanının veto edeceğini düşünüyorum.

Eğer tam tersi olur  ve onaylanırsa ve olası bir twitter yasağı gelirse Melih Gökçek’in büyük harflerle ve bolca imla hatası ile dolu tweetlerini ya da Egemen Bağış’ın ilginç tweetlerini (Bknz. RÖ) bile özler duruma geleceğiz.

Bizi yönetenler kendi çıkarları için  bizlerin adına hüküm vermekten özgürlükleri kısıtlamaktan vazgeçmeli.İnternet bu çağda vazgeçilmez durumdadır ve kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez.


İN-TER-NE-Tİ-ME       DO-KUN-MA

6 Şubat 2014 Perşembe

Şimdi Reklamlar

Televizyonda en sevdiğiniz program var ve pür dikkat o programı izliyorsunuz. Programın en heyecanlı anında yayın kesiliyor ve reklamlar giriyor.Araya reklamların girmesi  insanın canını sıkıyor ancak bazı reklamlar gerçekten çok değişik oluyor.

Bu yazımda iş hayatıyla ilgili 2 tane reklamı sizinle paylaşmak istiyorum. Şunu da belirtmekte fayda var sadece iş hayatıyla alakalı olduğu için ve hoşuma gittiği için bu reklamları paylaşıyorum.

İlk reklam hazır  çay markasının reklamı. Bu reklam kış aylarında şirketlerde özellikle açık ofis şeklinde faaliyet gösteren kurumlarda oldukça fazla görülen hastalıkları konu ediyor.


Soğuklar bastırdığında ister istemez şirket çalışanlarından birkaçı hastalanıyor. Ve bu şekilde işe gelmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla virüs ofise giriyor ve birçok kişinin hastalanmasına sebep oluyor.Bu reklamda da hastalık virüsü çeşitli şekillerle insanlara bulaşıyor ve çalışanlar hastalanmaya başlıyor.




İkinci reklam ise telekomünikasyon firmasının reklamı. Ve bu reklamda yine ofis çalışanları konu edilmiş durumda. Reklamın ve kampanyanın hedef kitlesi de zaten ofis çalışanları.

Reklamda oynayanlarda hepimizin sevdiği oyuncular.İşler Güçler dizisinin sevilen oyuncuları rol almaktadır.Ve iş hayatında karşılaştığımız konular yer almaktadır.




Not: Yazıda videosu paylaşılan şirketler ile herhangi bir sponsorluk anlaşmam bulunmamaktadır.İyi Seyirler J

25 Ocak 2014 Cumartesi

Takım Elbisenin Yarattığı Fark

Lafı fazla uzatmak istemiyorum zira yaşadıklarımdan  sonra giriş-gelişme-sonuç yazacak bir durumda değilim.

En sıradan görüşme için bile bir yerlere giderken takım elbise giyersiniz değil mi ? Takım elbiseyi de geçtim hiç değilse bir tıraş olursunuz muhtemelen (!)

Peki iş görüşmesine takım elbisesiz ve sakal tıraşı olmadan giderseniz neler olur? Üstelik bunu yapan eğitim görmüş üniversite bitirmiş bir insan evladı olursa neler düşünürsünüz ?

Daha da vahimi takım elbisesiz ve tıraşsız gelen kişiler Mühendislik Fakültesi mezunu olan kişiler olursa iyice çılgına dönersiniz

Bu kişiler hiç mi iş görüşmesine nasıl gidilir bilmiyorlar ya da hiç mi araştırmadılar ? Bu kişilerin etrafında iş görüşmesine öyle gidilir mi diye uyaran kimse yok mu?

Beton sektöründe yer aldığımdan ötürü daha çok mavi yakalı personelle muhatap oluyorum.Birçoğunun eğitim düzeyi düşük durumda.Onlardan  görüşmeye takım elbiseyle gelmesini beklemiyoruz tabi ki.Ama onlardan da birçoğu kılığına kıyafetine dikkat ederek geliyorlar.

Hal böyle iken üniversite bitirmiş Mühendis unvanını almış kişilerin bu şekilde davranması gerçekten düşündürüyor.Ondan sonra diyoruz ki üniversite mezunu kişiler iş bulamıyor,boşta geziyorlar.

Çeşitli bloglarda üniversite mezunlarının mülakat sırasında yaptığı hataları okurken bu kadarını da yapmazlar ‘’diyordum ama gerçekten uyarı yazıları yazacak kadar varmış.

Görüşmeye gelen 4 adayın hiç biri takım elbise giyinmemiş.2 tanesi ise tıraş olmadan görüşmelere gelmişti
…………………………………………………………………………………………………………………………………………………………

Bu satırları ilk günkü görüşmeler sırasında yazmıştım.Görüşmeleri yapan ben değildim ancak görüşmeye gelen adayları görüyordum.Ve  kendi aramızda değerlendirmeler yapıyorduk

‘’Niye tıraş olmamış,niye takım elbise giymemiş ‘’ sorularına kafa yoruyorduk.

Ancak ikinci gün işler değişti ve beklediğimiz adaylar gelmeye başladı.Ve o adayları görünce aradaki farkı çok iyi anlıyorsunuz.Kendisine ve işine önem veren insanların farkına varıyorsunuz.

Her şey takım elbise ile bitmiyor tabi ki.Görüşmeye gelen her takım elbiseliyi alacak değilsiniz ancak dış görünüşün etkili olduğu da göz ardı edilemez.Kendisine önem veren adaylar bir adım öne geçmiş durumda şu an


Ve bende diğer bloglarda olduğu gibi buradan iş görüşmesine gidecek olan arkadaşları bir kez daha uyarmak istiyorum.Sizler için önemli olan ve geleceğinizi şekillendirecek olan görüşmelere lütfen hazırlıklı gelin.Kendinize önem verin ve iş görüşmelerine nasıl gidilmesi gerekiyorsa o şekilde gidin.

9 Ocak 2014 Perşembe

Sosyal Medya Rezil de Eder Vezir de


İnternetin son yıllarda gelişmesiyle birlikte internet siteleri de aynı hızda gelişmeye başladı. Çeşitli sitelerin açılmasıyla birlikte sosyal medya denilen kavram ortaya çıktı. Facebook, Twitter, İnstagram, Foursquare, Linkedin vb. başta olmak üzere ardı ardına açılan yeni internet siteleriyle birlikte sosyal medya oldukça rağbet görmektedir.

Sosyal medyanın gelişmesi hem olumlu hem de olumsuz olarak etkilemiştir. Başlıkta olduğu gibi sosyal medyada vezir de olabilirsiniz rezil de olabilirsiniz. Bu yazımda sosyal medyanın olumlu ve olumsuz taraflarından bahsetmek istiyorum.

Öncelikle olumsuz yanlarına bakalım ve örnekler verelim:

Sosyal medya gerçek hayatta ulaşamayacağımız kişilere rahatlıkla ulaşmamızı sağlıyor. Bu olumlu bir durum olarak gözükebilir ancak bu kadar rahat ulaşmak kişilerin aklına geleni rahatlıkla yazmasına ve hakaret içeren sözler söyleyerek kişilik haklarına saldırmasına neden olabiliyor.

Herhangi bir olay olduğunda o kişiyle alakalı bütün bilgiler anında gözler önüne seriliyor. Ne iş yaptığı, nerede yaşadığı, evinin adresine varana kadar bilgilere anında ulaşabiliyor insanlar. Hatta o kişinin yer aldığı fotoğraflar elden ele dolaşıyor. Bu durum herkesin başına gelebilir. Bir bakmışsınız kimse görmez dediğiniz bilgileriniz, fotoğraflarınız internet ortamında elden ele dolaşıyor.

Sosyal  medyanın olumsuz yönlerinden birisi de kişilerin söylemediği sözlerin söylenmiş gibi İnternet sayfaları arasında dolaşmasıdır. Bu tuzağa maalesef hepimiz düşüyoruz. A kişisi B kişisi kim olduğu fark etmez kişilerin söylemediği sözler söylenmiş, yapmadığı hareketler yapılmış gibi gösteriliyor. Burada Necati Şaşmaz’ın nam-ı diğer Polat Alemdar’ın kulaklarını çınlatmak lazım: Bizim bilgi dezenformasyonlarımız var  (Bkz. Gezi Parkı açıklamaları) J

Bu durum Gezi Parkı olaylarında çok yaşandı.Olaylar sırasında televizyon kanalları belgesel yayınlarken veya görmezden gelirken sosyal medyada farklı bilgiler yer alıyordu.Anlık bilgi akışında her gelen habere doğruymuş gibi davranıyorduk

Mesela Asya yakasında oturan binlerce insanın köprüden yürüyüşe geçip Taksim’e doğru yürüdüğü haberleri yayılmış ve kalabalık grubun yürüyüş yaptığını gösteren resimler paylaşılmıştı.Aslında gerçeğin öyle olmadığı sonradan anlaşıldı.Avrasya Maratonunda çekilmiş görüntüler farklı amaçlar için kullanılmış oldu.

Bunun tam tersi bir olay da Gezi olaylarında vefat eden Ethem Sarısülük’ün fotoğraflarının iğrenç bir yalanla süslenerek sosyal medyada yer almasıdır.Daha öncesinde karakol yapımında çalışan ve orada asker üniformasıyla çekilmiş fotoğrafları terörist kampında çekilmiş gibi lanse edildi sosyal medyada.

İnternette yazdığı mesajlar nedeniyle insanlar hakkında linç kampanyaları düzenleniyor. En son THY’de çalışan üst düzey bir yöneticinin attığı tweetler yüzünden hakkında linç kampanyaları düzenlendi hatta o kişinin işten atılması hakkında twitter’da başlıklar açıldı.Daha sonradan o kişinin kınama cezası aldığı ortaya çıktı


Sosyal Medya olumlu kullanılırsa insan hayatını çok fazla kolaylaştırabiliyor:

Bu duruma örnek olarak bizlerin açmış olduğu blog sayfalarını söyleyebiliriz. Düşüncelerimizi ve tecrübelerimizi blog sayfalarında paylaşarak sosyal medyayı olumlu yönde kullanmış oluyoruz. Bazı arkadaşlarımızın ise bloglarının adıyla açmış olduğu Facebook başta olmak üzere çeşitli sosyal medya sitelerinde sayfaları bulunmaktadır.

Sosyal Medyanın İK  olarak bizi ilgilendiren olumlu taraflarından birisi de bulunamadığımız organizasyonlarda yaşanan durumlar hakkında bilgi sahibi olabilmemizdir.

Bu nasıl oluyor?

Orada bulunan kişilerin sosyal medyada gerçekleştirdiği paylaşımlar sayesinde. Geçtiğimiz dönemlerde çeşitli İK Kongre ve toplantılarına katılan arkadaşlarımızın attığı tweetler sayesinde orada bulunmasak da neler olduğu, neler söylendiğini öğrenebiliyoruz. Kongreyi düzenleyenler de sosyal medyanın gücünü bildiği için İK Blog yazarlarını bu tür organizasyonlara devamlı davet etmektedir.

Sosyal Medya sayesinde birçok insan iş sahibi olabiliyor. Şirketler yeni nesle ulaşmak için ilanlarını Facebook, Twitter, Linkedin gibi sosyal medya sitelerinde yayınlamaya başladılar.

Bu durumun tam tersi şekilde iş arayan adaylar da iş bulabilmek için sosyal medyayı aktif kullanarak kendilerini gösterme fırsatı bulabiliyorlar. Buna en güzel örnek iş arayışında olan ve bunun için internet sayfası tasarlayan Ezgi Erdoğan -http://www.isariyorumamabulamiyorum.com/  adlı sitesiyle olmuştur.Sosyal medyayı kullanarak İş arayan birçok aday arasında kendine avantaj yaratarak bir adım öne geçmiştir.Kendi tasarladığı öz geçmişini Twitter’da paylaşan kişiler bile mevcut.

Sosyal Medya’nın İK açısından bir başka faydası ise adaylar hakkında bilgi sahibi olmasına yardımcı olmasıdır. Ben bu duruma karşı olsam da günümüzde işe alım kararlarında adayların sosyal medyada yapmış olduğu paylaşımlar önemli rol oynuyor.

Sosyal medyanın olumlu yanlarına dair bir başka örnek Youtube sayesinde ünlü olan kişilerdir. Bu kişiler amatör olarak çektikleri videoları youtube’a yükleyerek sesini duyurmaya çalışıyor. Şans bazen yanlarında oluyor ve birden kendilerini müzik dünyasında bulabiliyorlar. Tıpkı Sefa Topsakal gibi.

Sınıfta amatör bir şekilde söylemiş olduğu şarkının görüntüleri




Burada ise keşfedilip albüm çıkardıktan sonra çekilen klibi:(ilk video da olduğu gibi sınıfta başlıyor)



Her ne kadar sosyal medyada bilgi kirliliği var desek de haber kanallarının göstermediği bazı haberler hakkında bilgileri sosyal medyadan almak zorunda kalıyoruz.


Sosyal Medyayı hangi amaç için kullandığımız oldukça önemli. Bulunduğumuz yerden bütün dünyaya ulaşmamız mümkünken bu durumu gelişimimiz için değerlendirmemiz bizlerin yararına olacaktır.Onun için sosyal medyayı olumlu şekilde kullanmalıyız.Rezil olmak yerine vezir olmaya çalışmalıyız.

Sosyal medya rezil de eder vezirde