Şimdi kim bu İK’cı diyeceksiniz? Belki çoğu kişi biliyordur
kimden bahsettiğimi bilmeyenler ve yeni öğrenenler için ise sürpriz olacaktır muhtemelen.
Ben ilk öğrendiğimde çok şaşırmıştım.
Geçtiğimiz günlerde meclisin internet sitesinde vekillerin
özgeçmişlerine bakarken bir vekilimizin özgeçmişi dikkatimi çekti. Özgeçmişinde
İnsan Kaynakları alanında çalıştığı yazıyordu. Üstelik İnsan Kaynakları üzerine
kurulmuş olan çeşitli şirket ve sivil toplum örgütlerinin kuruluşunda aktif rol
oynadığı yazılıyordu.24 yaşında İnsan Kaynakları alanında önemli bir şirketin
kuruluşunda yer almak büyük başarıdır.
Sözünü ettiğim vekilimiz bizleri Ankara Milletvekili olarak
temsil etmektedir. Belediye Başkanlığı seçimleri için Ankara’dan aday adayı oldu.
Özellikle Gezi Parkı direnişlerinde ve ODTÜ direnişlerinde gençlerle beraber
hareket etmiş ve daima gençlerin yanında yer almıştı.
2012 yılında PERYÖN tarafından düzenlenen 20.İnsan
Kaynakları Kongresine katılmış ve orada bir konuşma yapmıştı
Yeter artık kim bu İK’cı vekil diyorsanız kendi sitesinde
yer alan özgeçmişini paylaşarak merakınızı gideriyorum. Şunu da belirtmek
isterim ki gençlerin yanında yer alan bir vekilimiz olduğu için çok mutluyum.
Mecliste yer alan İK’cı vekilimiz Cumhuriyet Halk Partisi
Ankara Milletvekili Sayın Aylin NAZLIAKA’dır.
3 Aralık 1968 yılında Ankara’da doğdu.T.E.D Ankara Koleji ve
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İktisat bölümü mezunudur.Çalışma hayatında Koç
Holding’de başladı.24 yaşında iken Türkiye’nin insan kaynakları alanında
faaliyet gösteren ilk şirketlerden birini kurdu.HRM Danışmanlık (www.hrm.com.tr) adındaki şirketiyle yönetim ve insan
kaynakları alanında Türk iş dünyasına yön veren kişilerden birisi haline
geldi.Gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında birçok ulusal ve uluslar arası
kongre,seminer ve panele konuşmacı olarak katıldı.
Peryön (www.peryon.org.tr) Özel İstihdam
Büroları Derneği (www.oibd.org.tr) ve Endeavor (www.endeavor.org.tr) gibi sivil
toplum örgütlerinde kurucu üye,yönetim kurulu üyesi,danışma kurulu üyesi etkin
roller üstlendi.Canlı olarak yayınlanan ‘’İş ve Kariyer Dünyası’’ adlı haftalık
programı hazırlayıp sundu.
2001’de ‘’Yılın İş Kadını’’,2002’de ‘’ ODTÜ Takdir
Ödülü’’,2008’de ‘’Yılın Genç İş Kadını’’,2012’de
‘’Yılın Milletvekili’’, ‘’Yaşama Dokunan İnsan’’ve ‘’Kadın Platformu’’, 2013’de
‘’Yılın Politikacısı’’ ve ‘’Yılın Siyasetçisi’’,2014’te ‘’Yılın
Siyasetçisi’’ödüllerini almıştır.
Cumhuriyet Halk Partisinin gençlere hediyesi olan
‘’GenceArtı İstihdamda Fırsat Eşitliği Yaratma Projesi’’nin mimarıdır.12
Haziran 2011 Seçimleri’nde TBMM 24.dönem Ankara Milletvekili seçilmiştir.
Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve Karma Parlamentosu
üyesidir.
Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Nazlıaka, evli ve 2 çocuk
annesidir.
Her şey İnsan Kaynakları bloglarını takip etmemle
başladı.Onları okuyor,bilgilerden faydalanıyor ve her gün takip ediyordum. Bende
bir şeyler karalamayı seviyordum ancak bunu kendi kendime yapıyordum.Ve bir gün
dedim ki ‘’bende bilgim dahilinde içimden gelenleri yazayım ‘’.O gün geçtiğimiz
yıl bugündü (aslında dündü).Hrikdünyası böyle ortaya çıktı.O gün farklı bir
şirket ve farklı bir görevdeydim bugün farklı bir bir şirket ve farklı bir
görevdeyim.Bakalım seneye bugün nerede olacağız ?
7 Mart 2013 tarihinde ‘’Hoşgeldiniz’’ adlı yazımla açılış
kurdelesini keserek blog hayatına adım attım.Aradan koca bir yıl geçti.Ve bu 1
yılda 37 yazıyla blog dünyasında yer aldım.Aslında sayı düşük bence (ayda
ortalama 3 yazı) ancak öyle bol bol yazayım diye amacım yok.İçimden geldiği
zaman ve içimden hangi konu geçiyorsa onu yazıyorum.Yazılarımın çoğu da teorik
bilgiler vermekten ziyade kendi yorumlarımdan oluşmaktadır.
Bir şeyler üretmek,paylaşımlarda bulunmak gerçekten hoşuma
gitti ve bundan sonra da gittiği yere kadar devam edeceğim. Hrikdünyasında nice yazılar diliyorum kendime.1 yılını havai fişeklerle kutluyoruz
Buradan yazılarımı okuyan okumayan herkese teşekkür
ediyorum.Bugünün ayrı bir önemi bulunmaktadır.Dünya kadınlarının günü kutlu
olsun.Aslında kadınlara özel günlerde değil her gün değer verilmesi gerektiğini
düşünüyorum.
İnsan Kaynakları blog yazarlarını takip ediyorsanız çoğu
blog yazarının sayfasında aynı yazıları,aynı paylaşımları göreceksiniz.İnsan
Kaynakları blog yazarları ortak hareket ederek mevcut hükümet tarafından
getirilmeye çalışılan İnternet Yasasına karşı olduklarını dile getiriyorlar.Bu
hareketin içerisinde hrikdunyası olarak yerimizi almaktayız ve karşı olduğumuzu
dile getiriyoruz.
Daha öncesinde internet yasasıyla alakalı ‘’Tek TİB
İnternet’’ başlıklı bir yazı daha
paylaşmıştım.O yazımda bu yasanın Cumhurbaşkanı tarafından veto edileceğini
beklediğimi yazmıştım ancak beklentilerimiz boşa çıktı ve sansür yasası Köşk’ten onayı alarak yürürlüğe
girdi.
Bu yasanın onaylanmasının hemen ardından İnsan Kaynakları
blog yazarları Sayın İpek Aral önderliğinde hızlıca hareket ederek bu yasaya
karşı ‘’İnternet Özgürdür’’ hareketini başlattık.Bu hareket sayesinde gün geçtikçe
sesimizi daha çok duyurmaya başladık.
Bu hareket içerisinde neler yapıldı bunu sizlerle paylaşmak
istiyorum
+ Yasanın kabul edilmesiyle birlikte bir manifesto
hazırlandı ve çoğu blog yazarları bu manifestoyu kendi bloglarında paylaştılar
+ Bu manifestolar sesimizi uluslararası boyutta da duyurmak istediğimiz için çeşitli
yabancı dillere çevrildi ve bunlarda blog sayfalarında paylaşıldı
+ Sosyal Medyayı daha etkin kullanabilmek adına Twitter’da
#karşıyız hasthag’i altında mesajlarımızı dile getirdik.Twitter adresimiz: https://twitter.com/netozgurdur
+ İnsan Kaynakları blog yazarlarının ortak noktada
birleştiği ‘’İnternetozgurdur.com’’ sitesi açıldı, manifestolar ve blog
yazarlarının yazıları buraya konuldu.Blog yazarları da neden karşı
olduklarını bu sitede açıkladılar.Bu harekete katılan kişileri ve blog
sayfalarını BİZ kısmından görebilirsiniz.
+ Sayın İpek Aral, Artıbir kanalında ‘’Gece Masası ‘’adlı
programda Sayın Tuluhan Tekelioğlu’nun konuğu olarak amaçlarımızı
ve bu yasaya neden karşı olduğumuzu
tüm Türkiye’ye duyurmuştur.
+ Change.org
adresinden imza kampanyası başlatıldı ve şimdiye kadar 150’yi aşkın imza
toplandı.Ve hala imza toplanmaya devam ediliyor.Siz de imza atmak istemez
misiniz ?
Böyle bir hareketin içerisinde
bulunmaktan mutluyum.Bu hareketi başlatan ve bizleri cesaretlendiren Sayın İpek
Aral’a teşekkür ediyorum.Tabiki hepimiz burada az ya da çok yardımcı olmaya
çalıştık ancak bu çalışmalarda büyük
emek sarf eden Sayın Aydan Çağ, Sayın Banu Çakar ,Sayın Selin Yetimoğlu’na ayrıca
teşekkür ediyorum.Bu harekete katılan emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
İnternet, birbirimize akıllarımızla dokunduğumuz ortak alanımız.
21. yüzyılın işbirlikçi, yenilikçi, hızla gelişen dünyasında Türkiye’nin insan temel hak ve özgürlüklerinin kullanımında adım adım geriye gitmekte olduğunu görmek biz İnsan Kaynakları Bloggerlarını şiddetle endişelendirmektedir.
Gerek Anayasamız, gerekse uluslararası normlara aykırı içeriğe sahip olan İnternet Yasası’na karşı tek nefes olup “Hayır” diyoruz. Ortak alanımıza devlet eliyle yapılacak insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayıcı her türlü müdahaleye #karşıyız.
İnterneti kullanma konusunda yeni nesillerin vizyonuna sahip olmak, birbirimize güvenmek, geleceğe dijital dünyanın faydalarına sarılarak özgür şekilde ilerlemek arzumuzun sonuna kadar arkasında duracağız.
İnsan Kaynakları Bloggerları
FREE INTERNET MANIFESTATION
Internet is our common area where we intellectually interact.
Watching Turkey gradually go back in terms of fundamental rights and liberties in 21st century’s collaborative, innovative and rapidly developing World has been a matter of severe concern for Human Resources Bloggers.
With full unity, we say “No” to Internet Regulation complying with neither Turkish constitution nor international norms. We are against all kinds of government favored interventions aimed at our common area and limiting human rights and liberties.
We will abide, to the fullest extent, by our desire to adopt the vision as to internet usage internalized by new generations, to trust each other and to proceed to the future with freedom by clinging to benefits of digital world.
Bu yazı bir İnsan Kaynakları yazısı değildir baştan
uyarayım.Çünkü internet olmadıktan sonra bloglara ve bloglarda yer alan
yazılara ulaşamadıktan sonra İnsan Kaynakları ile yazılar yazmak boşunadır.
Son günlerde gündemi meşgul eden bir yasa hepimizi
ilgilendirmektedir.Bu yasa ile birlikte internetin kontrolü tek bir kişiye
verilmekte ve o kişi gerekli gördüğü zaman sorgusuz sualsiz mahkeme kararı
beklemeden ilgili site hakkında kapatma kararı verebilmektedir.Bu yasa
meclisten geçti ve Cumhurbaşkanının onayına sunulacak.Cumhurbaşkanı ya bu
yasayı onaylayacak internete ve internet özgürlüğüne büyük darbe vurulacak ya
da bu yasayı veto ederek Meclis’e geri gönderecek.Bu yasa ikinci kez önüne
geldiğinde ise veto etme hakkı
bulunmuyor.
Aslında hepimiz bu yasanın neden bu kadar acele bir şekilde
çıkartılmak istendiğini biliyoruz ancak bu blog içerisinde o konuya girmek
istemiyorum.Allah muhafaza bu yasa onaylanır ve blogu kapatmaya kalkarlar
falan…Gerçi geçtiğimiz dönemde blogspot’un mahkeme kararıyla dahi kapatıldığını
biliyoruz.
Bu yasa onaylanırsa ve bir çok internet sitesi kapatılırsa
bunu dünyaya nasıl anlatacaklarını merak ediyorum. Düşünsenize sosyal medyada en çok kullanılan
sitelerin kapatıldığını. En çok paylaşımlar Facebook ve Twitter üzerinden
gerçekleşiyor..Gezi direnişi sırasında böyle olduğunu çok yakından görmüş
olduk.Bir bakmışsınız bu sitelere girdiğinizde ‘’Bu site TİB kararıyla
kapatılmıştır’’yazısı bulunmakta .( O zaman Gezi direnişini bile mumla
arayabilirler J )
Bu kararı protesto etmek isteyenler yine Taksim’de toplandı
ve yine gaz bombalarının, tazyikli suların hedefi haline geldi.Üstün zekalı (!)
haberciler ise bu protestoları akla hayale gelmeyecek şekilde porno
lobilerine bağlayıp mağdur rolüne
soyunmak isterken küçük duruma düştüklerinin farkında değiller
Bu kararla birlikte bütün dünyaya rezil olursunuz ve büyük
bir prestij kaybı yaşarsınız.Bu sitelerin açacağı yüklü tazminat davalarıyla da
karşılaşabilirsiniz.Belki büyük çaplı sosyal medya siteleri böyle bir durumla
karşı karşıya kalmayacaktır ancak daha küçük çaplı ve muhalif olan siteler bu
kadar şanslı olmayabilir.
Bütün gözler bundan sonrası için Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül’de olacak.Kendisinin de Twitter ve Facebok’ta hesaplarının olduğunu ve
sürekli paylaşımlar yaptığını biliyoruz.Üstelik yine Twitter’da 2011 yılında
yazmış olduğu internet özgürlüğüyle alakalı tweetler de mevcut ve sürekli
paylaşılmakta.Bu sebeple İnternet kullanıcılarını anlayacağını düşündüğüm için Cumhurbaşkanının veto edeceğini
düşünüyorum.
Eğer tam tersi olur
ve onaylanırsa ve olası bir twitter yasağı gelirse Melih Gökçek’in büyük
harflerle ve bolca imla hatası ile dolu tweetlerini ya da Egemen Bağış’ın
ilginç tweetlerini (Bknz. RÖ) bile özler duruma geleceğiz.
Bizi yönetenler kendi çıkarları için bizlerin adına hüküm vermekten özgürlükleri
kısıtlamaktan vazgeçmeli.İnternet bu çağda vazgeçilmez durumdadır ve
kısıtlanması kesinlikle kabul edilemez.
Televizyonda en sevdiğiniz program var ve pür dikkat o
programı izliyorsunuz. Programın en heyecanlı anında yayın kesiliyor ve
reklamlar giriyor.Araya reklamların girmesi insanın canını sıkıyor ancak bazı reklamlar
gerçekten çok değişik oluyor.
Bu yazımda iş hayatıyla ilgili 2 tane reklamı sizinle
paylaşmak istiyorum. Şunu da belirtmekte fayda var sadece iş hayatıyla alakalı
olduğu için ve hoşuma gittiği için bu reklamları paylaşıyorum.
İlk reklam hazır çay
markasının reklamı. Bu reklam kış aylarında şirketlerde özellikle açık ofis
şeklinde faaliyet gösteren kurumlarda oldukça fazla görülen hastalıkları konu
ediyor.
Soğuklar bastırdığında ister istemez şirket çalışanlarından
birkaçı hastalanıyor. Ve bu şekilde işe gelmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla
virüs ofise giriyor ve birçok kişinin hastalanmasına sebep oluyor.Bu reklamda
da hastalık virüsü çeşitli şekillerle insanlara bulaşıyor ve çalışanlar
hastalanmaya başlıyor.
İkinci reklam ise telekomünikasyon firmasının reklamı. Ve bu
reklamda yine ofis çalışanları konu edilmiş durumda. Reklamın ve kampanyanın
hedef kitlesi de zaten ofis çalışanları.
Reklamda oynayanlarda hepimizin sevdiği oyuncular.İşler
Güçler dizisinin sevilen oyuncuları rol almaktadır.Ve iş hayatında
karşılaştığımız konular yer almaktadır.
Not: Yazıda videosu paylaşılan şirketler ile herhangi bir
sponsorluk anlaşmam bulunmamaktadır.İyi Seyirler J
Lafı fazla uzatmak istemiyorum zira yaşadıklarımdan sonra giriş-gelişme-sonuç yazacak bir durumda
değilim.
En sıradan görüşme için bile bir yerlere giderken takım
elbise giyersiniz değil mi ? Takım elbiseyi de geçtim hiç değilse bir tıraş
olursunuz muhtemelen (!)
Peki iş görüşmesine takım elbisesiz ve sakal tıraşı olmadan
giderseniz neler olur? Üstelik bunu yapan eğitim görmüş üniversite bitirmiş bir
insan evladı olursa neler düşünürsünüz ?
Daha da vahimi takım elbisesiz ve tıraşsız gelen kişiler
Mühendislik Fakültesi mezunu olan kişiler olursa iyice çılgına dönersiniz
Bu kişiler hiç mi iş görüşmesine nasıl gidilir bilmiyorlar
ya da hiç mi araştırmadılar ? Bu kişilerin etrafında iş görüşmesine öyle
gidilir mi diye uyaran kimse yok mu?
Beton sektöründe yer aldığımdan ötürü daha çok mavi yakalı
personelle muhatap oluyorum.Birçoğunun eğitim düzeyi düşük durumda.Onlardan görüşmeye takım elbiseyle gelmesini
beklemiyoruz tabi ki.Ama onlardan da birçoğu kılığına kıyafetine dikkat ederek
geliyorlar.
Hal böyle iken üniversite bitirmiş Mühendis unvanını almış
kişilerin bu şekilde davranması gerçekten düşündürüyor.Ondan sonra diyoruz ki
üniversite mezunu kişiler iş bulamıyor,boşta geziyorlar.
Çeşitli bloglarda üniversite mezunlarının mülakat sırasında
yaptığı hataları okurken bu kadarını da yapmazlar ‘’diyordum ama gerçekten
uyarı yazıları yazacak kadar varmış.
Görüşmeye gelen 4 adayın hiç biri takım elbise giyinmemiş.2
tanesi ise tıraş olmadan görüşmelere gelmişti
Bu satırları ilk günkü görüşmeler sırasında
yazmıştım.Görüşmeleri yapan ben değildim ancak görüşmeye gelen adayları
görüyordum.Ve kendi aramızda
değerlendirmeler yapıyorduk
‘’Niye tıraş olmamış,niye takım elbise giymemiş ‘’ sorularına
kafa yoruyorduk.
Ancak ikinci gün işler değişti ve beklediğimiz adaylar
gelmeye başladı.Ve o adayları görünce aradaki farkı çok iyi
anlıyorsunuz.Kendisine ve işine önem veren insanların farkına varıyorsunuz.
Her şey takım elbise ile bitmiyor tabi ki.Görüşmeye gelen
her takım elbiseliyi alacak değilsiniz ancak dış görünüşün etkili olduğu da göz
ardı edilemez.Kendisine önem veren adaylar bir adım öne geçmiş durumda şu an
Ve bende diğer bloglarda olduğu gibi buradan iş görüşmesine
gidecek olan arkadaşları bir kez daha uyarmak istiyorum.Sizler için önemli olan
ve geleceğinizi şekillendirecek olan görüşmelere lütfen hazırlıklı
gelin.Kendinize önem verin ve iş görüşmelerine nasıl gidilmesi gerekiyorsa o
şekilde gidin.
İnternetin son yıllarda gelişmesiyle birlikte internet
siteleri de aynı hızda gelişmeye başladı. Çeşitli sitelerin açılmasıyla
birlikte sosyal medya denilen kavram ortaya çıktı. Facebook, Twitter,
İnstagram, Foursquare, Linkedin vb. başta olmak üzere ardı ardına açılan yeni
internet siteleriyle birlikte sosyal medya oldukça rağbet görmektedir.
Sosyal medyanın gelişmesi hem olumlu hem de olumsuz olarak etkilemiştir.
Başlıkta olduğu gibi sosyal medyada vezir de olabilirsiniz rezil de olabilirsiniz.
Bu yazımda sosyal medyanın olumlu ve olumsuz taraflarından bahsetmek istiyorum.
Öncelikle olumsuz yanlarına bakalım ve örnekler verelim:
Sosyal medya gerçek hayatta ulaşamayacağımız kişilere
rahatlıkla ulaşmamızı sağlıyor. Bu olumlu bir durum olarak gözükebilir ancak bu
kadar rahat ulaşmak kişilerin aklına geleni rahatlıkla yazmasına ve hakaret
içeren sözler söyleyerek kişilik haklarına saldırmasına neden olabiliyor.
Herhangi bir olay olduğunda o kişiyle alakalı bütün bilgiler
anında gözler önüne seriliyor. Ne iş yaptığı, nerede yaşadığı, evinin adresine
varana kadar bilgilere anında ulaşabiliyor insanlar. Hatta o kişinin yer aldığı
fotoğraflar elden ele dolaşıyor. Bu durum herkesin başına gelebilir. Bir
bakmışsınız kimse görmez dediğiniz bilgileriniz, fotoğraflarınız internet
ortamında elden ele dolaşıyor.
Sosyal medyanın
olumsuz yönlerinden birisi de kişilerin söylemediği sözlerin söylenmiş gibi
İnternet sayfaları arasında dolaşmasıdır. Bu tuzağa maalesef hepimiz düşüyoruz.
A kişisi B kişisi kim olduğu fark etmez kişilerin söylemediği sözler söylenmiş,
yapmadığı hareketler yapılmış gibi gösteriliyor. Burada Necati Şaşmaz’ın nam-ı
diğer Polat Alemdar’ın kulaklarını çınlatmak lazım: Bizim bilgi
dezenformasyonlarımız var (Bkz. Gezi Parkı
açıklamaları) J
Bu durum Gezi Parkı olaylarında çok yaşandı.Olaylar
sırasında televizyon kanalları belgesel yayınlarken veya görmezden gelirken
sosyal medyada farklı bilgiler yer alıyordu.Anlık bilgi akışında her gelen
habere doğruymuş gibi davranıyorduk
Mesela Asya yakasında oturan binlerce insanın köprüden
yürüyüşe geçip Taksim’e doğru yürüdüğü haberleri yayılmış ve kalabalık grubun
yürüyüş yaptığını gösteren resimler paylaşılmıştı.Aslında gerçeğin öyle
olmadığı sonradan anlaşıldı.Avrasya Maratonunda çekilmiş görüntüler farklı
amaçlar için kullanılmış oldu.
Bunun tam tersi bir olay da Gezi olaylarında vefat eden
Ethem Sarısülük’ün fotoğraflarının iğrenç bir yalanla süslenerek sosyal medyada
yer almasıdır.Daha öncesinde karakol yapımında çalışan ve orada asker
üniformasıyla çekilmiş fotoğrafları terörist kampında çekilmiş gibi lanse
edildi sosyal medyada.
İnternette yazdığı mesajlar nedeniyle insanlar hakkında linç
kampanyaları düzenleniyor. En son THY’de çalışan üst düzey bir yöneticinin
attığı tweetler yüzünden hakkında linç kampanyaları düzenlendi hatta o kişinin
işten atılması hakkında twitter’da başlıklar açıldı.Daha sonradan o kişinin
kınama cezası aldığı ortaya çıktı
Sosyal Medya olumlu kullanılırsa insan hayatını çok fazla
kolaylaştırabiliyor:
Bu duruma örnek olarak bizlerin açmış olduğu blog
sayfalarını söyleyebiliriz. Düşüncelerimizi ve tecrübelerimizi blog
sayfalarında paylaşarak sosyal medyayı olumlu yönde kullanmış oluyoruz. Bazı
arkadaşlarımızın ise bloglarının adıyla açmış olduğu Facebook başta olmak üzere
çeşitli sosyal medya sitelerinde sayfaları bulunmaktadır.
Sosyal Medyanın İK
olarak bizi ilgilendiren olumlu taraflarından birisi de bulunamadığımız
organizasyonlarda yaşanan durumlar hakkında bilgi sahibi olabilmemizdir.
Bu nasıl oluyor?
Orada bulunan kişilerin sosyal medyada gerçekleştirdiği
paylaşımlar sayesinde. Geçtiğimiz dönemlerde çeşitli İK Kongre ve
toplantılarına katılan arkadaşlarımızın attığı tweetler sayesinde orada
bulunmasak da neler olduğu, neler söylendiğini öğrenebiliyoruz. Kongreyi
düzenleyenler de sosyal medyanın gücünü bildiği için İK Blog yazarlarını bu tür
organizasyonlara devamlı davet etmektedir.
Sosyal Medya sayesinde birçok insan iş sahibi olabiliyor.
Şirketler yeni nesle ulaşmak için ilanlarını Facebook, Twitter, Linkedin gibi
sosyal medya sitelerinde yayınlamaya başladılar.
Bu durumun tam tersi şekilde iş arayan adaylar da iş
bulabilmek için sosyal medyayı aktif kullanarak kendilerini gösterme fırsatı bulabiliyorlar.
Buna en güzel örnek iş arayışında olan ve bunun için internet sayfası
tasarlayan Ezgi Erdoğan -http://www.isariyorumamabulamiyorum.com/
adlı sitesiyle olmuştur.Sosyal medyayı kullanarak İş arayan
birçok aday arasında kendine avantaj yaratarak bir adım öne geçmiştir.Kendi
tasarladığı öz geçmişini Twitter’da paylaşan kişiler bile mevcut.
Sosyal Medya’nın İK açısından bir başka faydası ise adaylar
hakkında bilgi sahibi olmasına yardımcı olmasıdır. Ben bu duruma karşı olsam da
günümüzde işe alım kararlarında adayların sosyal medyada yapmış olduğu paylaşımlar
önemli rol oynuyor.
Sosyal medyanın olumlu yanlarına dair bir başka örnek Youtube
sayesinde ünlü olan kişilerdir. Bu kişiler amatör olarak çektikleri videoları
youtube’a yükleyerek sesini duyurmaya çalışıyor. Şans bazen yanlarında oluyor
ve birden kendilerini müzik dünyasında bulabiliyorlar. Tıpkı Sefa Topsakal gibi.
Sınıfta amatör bir şekilde söylemiş olduğu şarkının
görüntüleri
Burada ise keşfedilip albüm çıkardıktan sonra çekilen klibi:(ilk video da olduğu gibi sınıfta başlıyor)
Her ne kadar sosyal medyada bilgi kirliliği var desek de
haber kanallarının göstermediği bazı haberler hakkında bilgileri sosyal
medyadan almak zorunda kalıyoruz.
Sosyal Medyayı hangi amaç için kullandığımız oldukça önemli.
Bulunduğumuz yerden bütün dünyaya ulaşmamız mümkünken bu durumu gelişimimiz
için değerlendirmemiz bizlerin yararına olacaktır.Onun için sosyal medyayı
olumlu şekilde kullanmalıyız.Rezil olmak yerine vezir olmaya çalışmalıyız.
Yeni yılın ilk gününde,ilk saatinde ve yeni yılın ilk
yazısıyla karşınızdayız.Bu yazıya yeni yılınızı kutlayarak başlamak
istiyorum.2014 yılında kafanızın içinden geçen ve olmasını istediğiniz bütün
düşüncelerin gerçekleşmesini diliyorum.Dileklerinizin gerçekleştiği bir yıl
olsun
2014’ün ilk yazısı nedir diye merak ediyorsanız tabi ki yılın
son gününde açıklanan Asgari Ücrettir. Asgari Ücret ,birçok çalışanı ve onların
ailesini ilgilendiren bir konudur.Ülkemizde asgari ücretle çalışan milyonlarca
insan bulunmaktadır ve onların gözü kulağı her yıl sonu açıklanacak asgari
ücret artışlarındadır. 2014 yılına girmeden yeni yılda geçerli olan asgari ücret
değerleri açıklandı.O ücretlere geçmeden önce şunu sorgulamak istiyorum.
Asgari ücretle gerçekten geçinilebilir mi ? Geçinilirse
nasıl bir hayat standardı sağlanmış olur hem çalışan hem de ailesi için ?
Üstelik asgari ücrete sahip bir bireyden 3 çocuk yapılması da isteniyor iken bu
ücretle o 3 çocuğa bakabilmesi gerçekten mümkün müdür?
Bu soruyu farklı bir şekilde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
Faruk Çelik’e canlı yayında soruyorlar.Faruk
Çelik’in cevabı ise (sözlerini aynen
alarak yazıyorum) :
‘’Geçinemez diye bir şey yok.Niye geçinemeyesiniz ? 800 lira
da büyük para.Ekmeğin fiyatı belli,peynirin fiyatı belli.Yediğiniz zeytinin
fiyatı belli.Geçimini sürdürebilir ‘’ diyerek asgari ücretlinin eline geçen parayla geçinebileceğini ifade
ediyor.
Başbakanın asgari ücret artışını savunurken çay simit hesabı
yaptığı,Maliye Bakanının ise memur ve
işçi maaşlarıyla kaç yumurta alınabileceğini söylediği bütçe konuşmaları
mevcutken bakanın da asgari ücret için iyi para demesi normal karşılanabilir belki
de
Milletvekilleri maaşlarımız yetmiyor diye dertlenirken
asgari ücretin iyi para olarak değerlendirilmesi ülkemizin acı bir gerçeği olarak çıkıyor
karşımıza .
Şimdi gelelim 2013 yılının son gününde açıklanan asgari
ücret’e :
Asgari ücret 2014 yılı ilk 6 ayında brüt 1071 net 846 TL
olarak belirlendi.Yılın geri kalan ikinci 6 ayında ise yüzde 6 artışla birlikte
brüt 1134 net 891 TL olacağı belirlendi.
Daha önce uygulanan 16 yaş sınırlaması ise kaldırıldı.
Yapılan başka bir değişiklik ile daha önce 4 çocuklu çalışanın
maaşından vergi alınmaması uygulaması 3 çocuklu çalışan olarak değiştirildi.3
çocuklu çalışandan vergi kesintisi yapılmayacağı açıklandı.
(Vergi kesintisi olmayan kısım 3 çocuğun geçim standardını çok
geliştirecek zaten )
Aslında burada asgari ücretliye düşüyor iş.Ülkeyi yönetenlerin söylemesiyle değil bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmalarıyla düşük olan geçim standardını biraz olsun yükseltebilirler.